YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

28 Şubat 2011 Pazartesi

NAIROBI...


Nairobi, Kenya’nın başkenti.
Kenyatta havaalanına iniyoruz.
Her Afrika’ya gelişimizde.
Kenya ve Tanzanya amaçlı gezilerimizde…

Çok fazla kalamıyoruz Nairobi’de.
Çoğu yerini göremiyoruz.
Ancak, şöyle bir dolaşabiliyoruz.
Kısa süreli bu duraksamalarımızda…

Bu kez de öyle oldu.
Yine fazla kalamadık.
Çok fazla dolaşamadık.
Öncelik Milli Parklar olduğundan…

Ancak, güzel bir şehir.
Yaklaşık 100 yıl önce kurulmuş.
Hiç yoktan var edilmiş.
Mombassa-Uganda demiryolu yapılırken…

Yeşili bol bir şehir burası.
Asıl ismi “ Nyirobi”.
Soğuk suların yeri” anlamında.
Maasai dilinde…

138 km. güneyinde.
Ekvator’un.
1800 m. yükseklikte.
Deniz seviyesinden…

1963’te Başkent ilân edilmiş.
Oldukça kalabalık.
Nüfus, 3 milyon’un üzerinde.
En kalabalık kenti Kenya’nın…

Ticaret kenti burası.
Kahve ve çay ticaretin temeli.
Ayni zamanda bir politika ve finans merkezi.
Orta ve doğu Afrika’nın…

Biri birinden modern binalar var.
Çok sayıda evler, köprüler.
Düzgün, bakımlı caddeler.
Ve büyük, yeşil parklar…

Çok bakımlı insanları da var.
Çok düşük gelirli olanları da.
Zenginlik ve fakirlik.
Yan yana, kol kola…

İlginç bir kent Nairobi.
Gezmeye, görmeye değer.
Tabii ki fırsat bulabilirseniz.
Kenya’nın diğer ilginç bölgelerinden…

Nairobi fotoğraflarım için:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Nairobi#5578655301408266962

.

23 Şubat 2011 Çarşamba

CARNIVORE RESTAURANT...


Nairobi’de bulunuyor.
Carnivore Restaurant.
Sıralamada ilk 50 restoran arasında.
Dünyada…

Burayı 4 yıl önce ziyaret etmiştim.
Kilimanjaro tırmanışımızın hemen sonrasında.
http://yucel-tanyeri.blogspot.com/2009/01/carnivore-restaurant.html
Adresinde de anılarımı anlatmıştım…

Bu kez yine gittik.
Carnivore Restaurant’a.
Karnivor’lar arasındaki gezimizden hemen sonra.
Masai Mara Kenya’da…

1980’de açılmış burası.
Yani 30 yıllık bir et restoranı.
2 milyon kişi yemek yemiş burada.
Açılışından bu yana…

Kocaman bir ocak karşılıyor sizi.
Daha girişte.
Türlü-çeşitli etler kızartılıyor şişlerde.
Kömür ateşinde…

Danalar, koyunlar, kuzular, timsahlar.
Domuzlar, tavuklar, develer, hindiler.
Biftekler, böbrekler, sosisler
.
Gözünüzün doyuyor daha girişte…

Büyücek bir salon içerisi.
420 kişi kapasiteli.
Düzenli, keyifli ve hızlı servisli.
Sandalyeleri zebra desenli…

Önce yerel bir içki sunuyorlar.
Dawa deniliyor buna.
Sağlık, ilâç” anlamını taşıyor Swahili lisanında.
Cilalıyormuş, dildeki tad cisimciklerini sözüm ona…

Menü filân yok burada.
Ne yiyeceğinizi sormuyorlar bile.
Neşeli bir Afrikalı garson geliyor önce.
Bahama gömlekli, zebra önlüklü…

Bir elinde şişe batırılmış koca bir et.
Diğer elinde koca bir Maasai kılıcı.
Ne eti olduğu konusunda sizi bilgilendiriyor.
Sonra da koca bir dilim kesip tabağınıza koyuyor…

Bir başkası geliyor ardından gülerekten.
Servis ediyor bir diğer eti.
Siz daha bitirmemişken.
İlk dilimi…

Servis ediliyor.
Peşi peşine.
Bildiğiniz, bilmediğiniz.
Kıpkırmızı etler, sosisler…

Önünüzde bir piramit var.
Minik bir bayrağı olan.
Üzerinde.
Carnivore logo’lu…

Devirmeniz gerekiyor bunu.
Doyduğunuzda.
Yoksa servis devam ediyor.
Bayrağı düşürmediğiniz durumda…

Gecenin bir saatinde ayrıldık.
Karnımızı etlerle doldurduktan sonra.
Eyvallah diyip Carnivore Restoran'a.
Karnivor’lar çıkmadan daha avlanmaya Masai Mara’da…

Carnivore Restoran fotoğraflarım için:
https://photos.google.com/share/AF1QipN8qGTYJZo77vL1IY8ygA3tHCxgBQRscyTcAVPE5L4NGH1GhH0rxVcilSFUND0bHg/photo/AF1QipOatFLtJAT0CzGtX1xHG2glvWmJ1NsGeqbFABgw?key=d0RJUzBIbEpDTnJuMUZIZHJQQ2M4Sk14ZGt1V1BR&hl=tr

.

18 Şubat 2011 Cuma

MAASAİ'LER...


Siyah derililerden oluşmuş.
Hemen hemen tümüyle.
Kenya milleti.
Oldukça renkli'ler buna karşın…

40’ın üzerinde farklı etnik topluluk var.
Kenya’da bilinen.
Farklı gelenekleri olan.
Farklı dilleri konuşan…

Kuşkusuz en renklisi.
Ve de en ilginci.
Maasai’ler.
Bunların içinde…

Yalnızca Kenya’da yaşamıyor.
Bu Maasai’ler.
Sınır tanımıyorlar.
Tanzanya’da da varlar…

Yarı göçebe bir hayat sürüyorlar.
Kabile yaşamı biçiminde…
Maa dili konuşuyorlar.
Ve çağın gerçekten dışında yaşıyorlar.

Güçlü, vahşi, inatçı ve savaşçı kişiler.
Yaban yaşamı ile iç içe yaşıyorlar.
Onlara rağmen ve onlarla birlikte…
Çitlerle çevrilmiş 15-20 hanelik köylerinde.

900 bin civarında olduğu sanılıyor.
Toplam nüfusları.
Küçük toplumlar halinde yaşıyorlar.
Çok dağınık biçimde…

Kurutarak yapıyorlar kulübelerini.
Hayvanlarının dışkısı ve idrarı ile…
Çok küçük bir delik var kulübelerinde.
Havalandırma ve ışık için…

Kulübelerin içi zifiri karanlık.
Elektrik, su, temizlik hak getire.
Hep en az ile yetiniyorlar.
Bu küçücük yaşam alanlarında…

Kolaylıkla tanıyabiliyorsunuz onları.
İnce-uzun yapılarıyla.
Rengârenk bilezik ve kolyeleriyle.
Ve de kırmızı örtü libaslarıyla…

Geleneklerine çok bağlılar.
Onun için korumuşlar.
Varlıklarını.
Ve yaklaşık bin yıllık yaşamlarını…

Yazılı olmayan kurallar belirliyor.
Toplumsal yaşamlarını.
Yaşlı erkekler tarafından alınıyor.
Önemli kararlar…

İnek ve koyun besliyorlar.
Onların eti ve sütüyle besleniyorlar.
Kanlarını da içiyorlar bunların.
Zaman zaman damarlarını kesip…

Mezarlıkları yok, ölülerini gömmüyorlar.
Doğa’ya bırakıyorlar.
Vahşi hayvanlara teslim ediyorlar.
Onlar da gereğini yapıyor kısa zamanda…

Günümüzde köylerini ziyaret edebiliyorlar.
Kenya ve Tanzanya’ya giden konuklar.
Akıllanmışlar, fotoğraflarını çektirmiyorlar.
Maasai’ler ceplerine girmeden yeşil yeşil dolarlar…


Maasai’lerle ilgili fotoğraflarım için:

http://picasaweb.google.com/tanyeri/Maasailer#5574299668977184802

.

12 Şubat 2011 Cumartesi

MASAİ MARA...


Masai Mara en önemli doğal parkı.
Kenya'nın.
İçinde safari yapılan...

Güney-batı bölgesinde bulunuyor burası.
Amboseli’nin tam tersi konumunda.
Burası da yine Tanzanya sınırında.
Ve de ekvator’un iki derece güneyinde.

Kocaman bir park olarak devam ediyor.
Burası Serengeti adıyla Tanzanya’da.
Serengeti’nin ancak % 5’i kadar büyüklükte.
1672 km2’lik bir alan oluşturuyor Masai Mara.

Mara” benekli anlamını taşıyor.
Masai’lerin dilinde.
Tek tek ağaçların görüntüsünden almış.
Geniş yeşil otlaklardaki…

Otomobille 5 saatte gelinebiliyor.
Nairobi’den buraya.
Yarısı güzel bir asfalt yolla.
Diğer yarısı ise çok bozuk toprak bir satıhla…

Doğal bir yaşam alanı burası.
Hem Masai’ler için.
Hem de vahşi hayvanlar için.
Ormanlar, otlaklar ve savanalarla kaplı…

Yaban hayvanları bulunuyor burada.
Masai Mara’nın yeşil otlaklarında.
Milyonlarca sayıda.
Otçul ve etçil’lerden oluşan…

Bir açıkhava hayvanat bahçesi Masai Mara.
En büyük beş hayvan burada yaşıyor.
Aslan, fil, buffalo, leopar ve gergedan'dan oluşan.
Ve "Big five" denilen en iri yaratıklar...

Yine burada yaşanıyor.
Dünyanın en büyük vahşi hayvan göçü.
Masai Mara Kenya’da.
Ve Serengeti Tanzanya’da…

Milyonlarca otçul göçüyor.
2000 km yol alarak.
Serengeti’den buraya.
Masai Mara’ya bir yılda…

Mara nehri de burada.
Timsahların bekledikleri kıyısında.
Ve yedikleri yüzlerce buffalo’yu iştahla.
Göçleri sırasında…

Bir safari merkezi Masai Mara.
Yakından izleyebiliyorsunuz.
Doğal ortamlarında.
Birçok vahşi hayvanı…

Bizler de gezdik Masai Mara’da.
İki gün boyunca.
Dört çeker arabalarımızla.
Tümüyle doğal bir ortamda…

Zebra’lar, buffalo’lar, impala’lar.
Antilop’lar, zürefa’lar, ceylan’lar.
Aslan’lar, sırtlan’lar, leopar’lar.
Çita’lar, çakal’lar, hipopotam’lar…

Milyonlarca hayvancıklar.
Ve aralarında dolaşıyorlar.
Arabalarıyla.
Yüzlerce insancıklar…

Masai Mara fotoğraflarım için:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/MasaiMara#5572685206837378802

.

8 Şubat 2011 Salı

AMBOSELİ'DE SAFARİ...


Amboseli Parkı Kenya'da.
Hemen tam Tanzanya sınırında.
Kilimanjaro'yu en güzel gören bir yer.
Her koşulda, her açıda...

Maasai yerlileri yaşıyor burada.
Doğasıyla ve yaban yaşamıyla birlikte.
Binlerce yıldır dostlukla.
Ve onlarla iç içe...

"Tozlu yer" anlamındaymış "Amboseli".
Maasai lisanında.
Aslında bir düzlük burası.
Kocaman ve göz alabildiğine...

Yaz aylarında kuruyor.
"Amboseli" denilen en büyük gölü buranın.
Sürekli toz bulutları görülüyor ovada.
Dönerek yükselen minik hortumlar biçiminde...

Nairobi-Mombasa yoluna çıkıyorsunuz önce.
Buraya ulaşmak için.
Başlangıçta doğuya gidiyorsunuz.
Sonra güneye yöneliyorsunuz.

Amboseli Milli Parkına ulaştırıyor sizi.
Toprak bir yol.
260 km. yolculukla.
3-3.5 saatlik bir aradan sonra...

Swahili
dilinde "yolculuk" anlamında.
"Safari".
Kökenini "Safar" veya "sefer" kelimesinden alıyor.
Arap lisanında…

Tam bir "safari" alanı burası.
392 kilometre kare genişliğinde.
Binlerce fil barındırıyor.
56 tür de memeli...

Kilimanjaro 1 milyon yıl önce patlamış.
Sonra hayat vermiş buraya.
Aslında kurak bir bölge.
Dağın eriyen karları burada yüzeye çıkıyor.

Alanın tek gölü yazın kuruyor.
Bir çöl görünümü veriyor buraya.
Ortasından yol geçmesine izin veren.
Kuru, tozlu bir göl tabanı...

Ama çevresi oldukça yeşil.
Akasya ağaçları ve savanlarla.
Ortamda bulunan yaban hayvanları.
Yeşil büyük otlar ve bataklıklarla...

1961 yılına kadar av alanıymış burası.
Yaban hayvanlarının avlandığı.
Sonrasında Milli Park ilan edilmiş.
UNESCO tarafından korunmaya alınmış.

Ernest Hemingway de avlanmış burada.
En ünlü eserini de burada yazmış.
"Kilimanjaro'nun Karları" romanını.
Amboseli'den dağın karlı doruğuna bakarak...

Günümüzde artık avlanma yapılmıyor.
Yalnızca foto safari'ler düzenleniyor.
Hergün onlarca dörtçeker araba ile.
Ve yüzlerce turist tarafından...

Devam edecek anlaşılan.
"Tozlu yer" olmaya burası.

Maasai dilindeki gerçek anlamıyla.
Her gün Parkta dolaşan.
Onlarca jip'in arkasında bıraktığı.
Toz bulutlarıyla...


Amboseli Milli Parkı Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/album/AF1QipMlIP39zalNN6FgqyAIKVR8-Lu9Y2npoN7hVq4c/photo/AF1QipMl81dJBmNQbgjO1EgkAaeQSkp8745-WiwpBOR9?hl=tr
.

4 Şubat 2011 Cuma

KİLİMANJARO'NUN ETEKLERİNDE...


Tam 4 yıl önce tırmanmıştım.
Kilimanjaro’ya 2007'de.
Afrika’nın bu en yüce dağının.
Tepesine…

Dile getirmiştim düşüncelerimi.
Bu tırmanıştan hemen sonra.
Şu biçimde:

Uzaktan her dağ herkese çok güzel görünür. Sıradan bir insan olarak etkilenebilirsiniz. Hatta onu uzaktan çok da sevebilirsiniz. Ancak, onun zirvesine ulaşmanın getirdiği duygu farklı oluyor. 3-5 gün o yüce dağın sinesinde kaldığınızda, onunla iç içe oluyorsunuz. Girdisini çıktısını, iyi ve kötü yönlerini gözlemliyor, onunla bütünleşiyorsunuz. Sonunda zirveye vardığınızda artık onunla el sıkışıp, dost oluyorsunuz. Kendinizi onun dostluğunu kazanmış hissediyorsunuz. Artık, o sizin bir kardeşiniz, bir yakınınız gibi oluyor.
Hele de dağdan inip onun görkemli görüntüsünü bir kez daha gördüğünüzde, o arkadaşınızla artık gurur duyuyor, onun büyüklüğünü gördükçe "ben artık bu dağın arkadaşıyım" diye içten bir sıcaklık hissediyor ve onunla övünüyorsunuz.
Belki o dağı bir daha hiç görmüyorsunuz ama biliyorsunuz ki sizin tanıdığınız, güvenebileceğiniz bir kişilik hala orada bütün heybetiyle durmakta, belki de sizi yeniden kucaklayabilmek için yolunuzu gözlemekte...


Geçen hafta tekrar gittim.
Yolumu gözleyen bu yüce dağa.
Kenya’ya, Kilimanjaro’ya.
4 yıl aradan sonra…

Hasret gidermek istiyordum.
Bir daha onunla.
Uzun bir aradan sonra.
Bu eski dostumla…

Yeğenim Tunç Fındık gidiyordu.
Bu görkemli dağa tırmanmaya.
Haydi” dedi bana.
Sen de gel, katıl aramıza…

Gelirim dedim Kenya’ya.
Ama bir şartla.
Bir kez daha çıkmam ben ona.
Dolaşırım yamaçlarında…

Aslında Tanzanya topraklarında.
Kilimanjaro.
Kenya sınırının hemen dışında...

Şahit olamamıştık ihtişamına.
Geçen tırmanışımızda.
Çünkü iç içeydik onunla…

Oysa dünyanın en yüksek dağıydı.
5895 m irtifasıyla.
Bir düzlükten yükselen.
Onca ihtişamıyla...

Tüm heybetiyle görecektim.
Bu kez onu uzaktan.
Karlı doruğuyla.
Ve de zirvesindeki bulutlarıyla…

Ben konuşlandım Tanzanya sınırında.
Onlar tırmanırken bu koca dağa.
İki gün boyunca yalnız başıma.
Baktım sürekli bu eski arkadaşıma…

Karşımdayken sürekli “Kili
Hatırladım 4 yıl önce çektiğimiz güçlükleri.
Dudağımda değişmeyen bir melodi.
Seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli…

Kilimanjaro resimlerim için:

https://photos.google.com/album/AF1QipOGu1p96zOVZpDKtAQSnD1RFxfKkcmvLj0Zpgs8/photo/AF1QipM7fxpa9VdFxzJPQbaLHu2sMugz0zGmUDujSLFs?hl=tr

.

1 Şubat 2011 Salı

VİCTOR JARA STADYUMU...


Victor Jara Stadyumu Santiago’dadır.
Şili’nin başkentinde.
76.500 seyirci kapasitesine sahiptir.
1962 Dünya Futbol Şampiyonası burada yapılmıştır.

Bir futbolcu değildir.
Victor Jara.
Sporcu da değildir.
Anlı, şanlı bir politikacı hiç değildir…

Victor Jara bir sanatçıdır.
Bir müzisyendir.
Şili halk ezgileri söyleyen.
Bir şarkıcıdır gitarına sevgiyle eğilen…

Öyleyse niçin adı verilmiştir.
Bu koca stadyuma.
Gitmelidir 1970’li yıllara.
Bunun nedenini anlamaya…

Seçimle işbaşına gelmiştir.
Sosyalist Salvador Allende.
Şili’de.
1970 senesinde…

38 yaşındadır o yıllarda.
Gitarist Victor Jara.
Allende’yi desteklemektedir.
Türküleriyle, şarkılarıyla…

3 yıl sonra el koyar yönetime.
Diktatör General Pinochet.
Ve öldürülür Allende.
11 Eylül 1973’te…

İlk gün çok kan dökülür.
Birçok direnişçi öldürülür.

Sonra bir bir toplanır.
Bilim adamları, sanatçılar.
Tıkılırlar hep birlikte Estadio Chile’ye
Sıkıyönetimin askerlerince…

Ertesi gün Victor Jara da vardır.
Tutuklular arasında gitarıyla.
5000 kişilik kalabalıkta.
Sahanın ortasında…

Victor Jara gitarını eline alır.
Güzel bir türkü mırıldanır.
İnanılmaz hoş bir melodi duyulur.
Stadyumda bir şarkı yankılanır.

Venceremos”u söylemektedir.
Victor Jara.
Kazanacağız” anlamında…

Tutuklular hemen eşlik eder.
Bu melodiye.
Katılırlar türküye.
Hep birlikte…

Sorumlu subay sinirlenir.
Tutukluları korkutmak için havaya ateş ettirir.
Kimse susmaz.
Mırıldanılan melodi hiç durmaz.

Victor Jara’yı yakalarlar.
Parmaklarını kırarlar.
Dipçik darbeleriyle.
Bir daha hiç gitar çalamasın diye...

Keserler dilini de.
Islıkla “Venceremos"u söylemeye.
Devam edince...

Bulunur üç gün sonra.
Kırık elli ve dilsiz cesedi.
Bir çöp tenekesinin dibinde…

Önce Salvador Allende.
Sonra da Victor Jara ve Pablo Neruda.
Girerler toprağa 6’şar gün arayla.
35 bin yandaşlarıyla…

Yok artık Santiago’da Estadio Chile.
Değiştirildi buranın adı yeni bir isimle.
Aradan tam 30 yıl geçtiğinde.
Estadio Victor Jara olarak 2003 Eylül’ünde…


Victor Jara fotoğrafları için:

http://picasaweb.google.com/tanyeri/VictorJara#

Victor Jara videosu için:


.