YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Haziran 2011 Çarşamba

İSKENDER SAYEK...


İskender sınıf arkadaşımdır.
Hacettepe’den.
1964’ten beri…

Birlikte başladık.
Hacettepe Tıp Fakültesi'ne.
Bitirdik Hekim olduk birlikte.
68 arkadaşımızla 1970’te…

İskenderun’da dünyaya geldi.
Talas Amerikan Koleji'ni bitirdi.
Sonrasında Hacettepe’ye girdi.
Genel Cerrahi uzmanlığını seçti.

Sınıf arkadaşımız Füsun ile evlendi.
ABD’de 5 yıl eğitim gördü.
Döndü, Askerlik görevini yerine getirdi.
Genel Cerrahi Öğretim Görevlisi seçildi.

1981’de Doçent oldu.
1988’de Profesör'lüğe atandı.
1991’de Anabilim Dalı Başkanı seçildi.
16 yıl bu görevde kaldı…

3 ayrı kitap yazdı.
Tubitak ve Eczacıbaşı “Bilim Ödülleri”ni aldı.
7 yıl süreyle.
Hacettepe Tıp Fakültesi Dekan'lığı yaptı…

Eşi Dr. Füsun Sayek ile birlikte.
Çalıştı Türk Tabipler Birliği’nde.
TTB Merkez Konsey Üye'liği yaptı.
Tıp Eğitimi için programlar oluşturdu…

Ulusal ve Uluslararası Meslek Örgütleri'nde çalıştı.
Ankara Cerrahi Derneği Başkanı seçildi.
Türk Cerrahi Derneği Başkanı oldu.
Avrupa Cerrahi Enfeksiyon Derneği Başkanlığı yaptı…

TTB bünyesinde Mesleksel Gelişim konusunda çalıştı.
Mesleki Gelişim Kredilendirme Sistemi’ni kurdu.
Öğrenci ve Asistan eğitimi'ne özel önem verdi.
Eğitim öncesi ve sonrası programlarını hazırladı…

Çok sayıda Bilimsel araştırmalar yaptı.
Bunları meslektaşları ile paylaştı.
250 dolayında bilimsel makale yayınladı.
Ve bu yayınlara atıf sayısı 1500’e ulaştı…

Her zaman Tıp öğrencileri'ne ve
Kendinden genç Cerrahlara örnek oldu.
Bugüne kadar 12.000 Hekim’in ve
150 kadar Genel Cerrah’ın yetişmesinde katkıda bulundu.

Hacettepe’de hep tam gün çalıştı.
47 yıl özveriyle görev yaptı.
30 Mart 2011’de emekli oldu.
Ve görkemli bir törenle görevinden ayrıldı…

Hınca hınç doluydu.
Hacettepe M Salonu.
Ailesi, dostları, tüm sevdikleriyle.
Arkadaşları ve öğrencileriyle…

İskender’i anlattılar.
Sayın Rektör, Dekan ve Anabilim Dalı Başkanı.
İskender’in yaşamını da ben özetledim.
Tabii ki dilimin döndüğünce…

Sonra İskender çıktı kürsüye.
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var…
Diye başladı.
Konuşmasına…

Anlattı 67 yıllık yaşamını.
Ve bu yaşamdan edindiği.
Ayrıntılı deneyimleri kendi felsefesiyle.
Büyük bir tevazu ile…

Dinlediler bu son dersi.
Arka sıralardaki Tıp öğrencileri.
45 dakika süresince.
Yüzlerinde İskender Sayek maskeleri ile…

Kızı Selin içtenlikle dile getirdi.
Aylin ile babalarına olan sevgilerini.
Kutlandı 67. doğum günü, pastalarla.
Söndürerek tek mumu Can torunuyla…

Bilimsel kısmı vardı.
Törenin sonraki bölümlerinde…

Sunumlar yaptı.
Birçok Bilim adamı.
İskender Sayek onuruna.
Ertesi günü Kırmızı Salon’da…

Sözün özü.
Güzel bir törendi sevgi dolu, duygu yüklü.
Dostlar bir aradaydı güzel bir etkinlikte.
İskender’e yakışır güzellikte…


İskender Sayek Emeklilik Töreni fotoğrafları:
https://photos.google.com/u/0/share/AF1QipPC2a8y_Td7ulRKe8_v7CEZb0GMLRdN8qgb2biTAtkoSCGnaz_MjQvhILhS8bIr7w/photo/AF1QipORkdjb4sGAOOKnEwqhhwNxhNvRpkPsbXS7qe4v?key=NjJ1YmtfSXdWdFdTcUFEZm5KcUNiX1dSSHlFaUt3

.

24 Haziran 2011 Cuma

TÜRKİYE-MACARİSTAN MAÇI...


Fırtına gibiydi.
Milli futbol takımı.
Macaristan’ın.
1950’li yıllarda…

Polonya’yı yenmişlerdi.
Deplasmanda.
5-1’lik bir skorla.
15.06.1952’de…

Sonrasında 41 maç yapmışlardı.
34 galibiyet almışlardı.
6 da beraberlik.
167 gol atmışlardı, 50 gol yemişlerdi…

Bu arada yalnızca bir kez yenilmişlerdi.
O da Almanya’ya.
Dünya Kupası finalinde.
3-2’lik bir sonuçla…

İngiltere’yi 6-3 yenmişlerdi.
Wembley’de.
Sonra da 7-4 galip gelmişlerdi.
Macaristan’daki rövanşta…

En iyi oyuncularına sahipti.
Macar Milli futbol takımı.
O zamanlarda.
1950’lerde…

Belki Ronaldo'ları, Ronandinho’ları yoktu.
Pele’leri, Garrincha’ları yoktu.
Messi’leri, Maradona’ları da yoktu.
Ama Puşkas’ları, Kocsis’leri, Hedigkuti’leri vardı…

Bu efsane takımla oynayacaktık.
İstanbul’da.
Mithatpaşa stadyumunda.
19 Şubat 1956’da…

Turgay,Ali, Coşkun.
Nusret, Naci, Ahmet.

İsfendiyar, Mustafa, Metin, Kadri, Lefter

Kadrosu ile çıkmıştık maça…

Macar kadrosu da şöyleydi:
Farago, Buzansky, Lantos, Szojka.
Bozsik, Kotazs, Toth, Machos.

Hidegkuti, Puşkas, Czibor…


2-0 önde bitirmiştik.
İlk yarıyı.
Birisi penaltı’dan.
Lefter’in attığı iki golle…

Üçüncü golümüzü atmıştı.
Metin Oktay.
İkinci yarının hemen başında.
Henüz birinci dakikasında…

Tek gollerini atabildiler.
Macar'lar.
Maçın sonuna doğru.
Puşkaş’la…

3-1 galibiyetimizle bitti.
Bu önemli maç.
Milletçe çok sevindik.
Çünkü Macaristan’ı devirmiştik…

Görememiştik bu maçı.
Radyo’dan dinlemiştik.
Gazetelerden öğrenmiştik.
Maçın ayrıntılarını…

Ezberlemiştik takımları da.
Gollerin nasıl yapıldığını da…

Hürriyet’ten, Milliyet’ten.
Yeni Sabah’tan okuduklarımızla…

Dün internette rastladım.
Tesadüfen.
Bu maçın özet görüntülerine.
Tekrar hatırladım bu maçı…

55 yıl sonra.
Sulhi Garan’ın anlatımıyla…


Türkiye-Macaristan maçı filmi:
http://www.britishpathe.com/record.php?id=59408

Türkiye-Macaristan maçı fotoğrafları:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/TurkiyeMacaristan?authkey=Gv1sRgCMLYzNLsqafLew#5621615558557134066

.

21 Haziran 2011 Salı

GERZE YANGINI...


1956 yılında Samsun’dayım.
Babam haber duyurdu.
Gerze’de yangın olmuş.
Samsun’dan bile izlenmiş.
130 km uzaktan göğün kızıllığı o gece…

Sinop’a bağlı bir ilçemiz.
Gerze.
Nüfusu 4000 dolayında.
1956’larda…

Lodos’lu bir hava.
Gerze'de.
13 Şubat 1956 günü…

Sobayı yakmak istiyor.
Gerze Mal Müdürü’nün eşi.
Saat 18.30 dolaylarında…

Alevler kaplıyor.
Odayı bir anda.
İçeri girdiğinde.
Soba borusundan Lodos

Tümü ahşap.
O dönemde Gerze evlerinin.
Alevler bir anda yayılıyor.
Bir evden diğerine…

Hemen hemen tümü yanıyor.
4 saat içerisinde.
Gerze’nin.
Gece 23.00’e gelindiğinde…

Hamama sığınıyor.
Bir grup insan.
Nasıl olsa ahşap değil.
Yanmaz diye…

Ama boğularak ölüyor.
Yangının dumanından.
Bu hamamda.
Tam 21 can…

Afet binaları yapılıyor.
Çok sayıda.
Sonrasında.
Gerze kasabasında…

Günümüzde bir-iki ev.
Halâ ayakta.
Tüm ahşap görkemiyle.
Gerze’de…


Gerze yangını fotoğrafları:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Gerze?authkey=Gv1sRgCMGGgrm12Lr5Ag#5620644430586128690

.

17 Haziran 2011 Cuma

PAYAS...


Çoğunuz bilmezsiniz Payas’ı.
Ben de bilmezdim.
Nerede olduğunu.
En son Hatay gezimde öğrendim…

Payas, Hatay’a bağlı bir belde.
İskenderun ilçesi sınırları içinde.
Hemen yanı başında.
İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları’nın…

Görmüşlüğüm yoktu.
Payas’ı.
Gitmeden önce.
Bu yıl Hatay’a…

Bir Osmanlı yerleşim yeriymiş.
Ve de önemli bir konaklama merkezi.
Payas o dönemde.
Hac yolu üzerinde…

Kocaman bir kalesi var.
8 kuleli.
Etrafı geniş bir hendekle çevrili.
16. yüzyıl Osmanlı yapımı…

Müthiş bir de külliye’si var buranın.
Sokullu Mehmet Paşa yaptırılmış.
Koca Mimar Sinan yapmış.
Han, hamam, cami, çarşı ve çeşme’den oluşan…

Anlatılası değil.
Bu yapıların zarafeti.
Günümüzün AVM’lerini kıskandırır.
Bedesten’inin güzelliği…

Yayan kalır.
Kervansaray’ın görkeminin yanında.
Antalya’nın beş yıldızlı otelleri.
Ve de tatil köyleri…

Avlusu var, şadırvanı var.
Hamamı var, havuzu var.
Bağı var, bahçesi var.
Aşevi var, imareti var bu külliye’nin…

Burada konaklamış.
Üstadımız, pirimiz.
Bu yıl 400. yaş gününü kutladığımız.
Evliya Çelebi’miz…

Gölgesinde dinlenmiş.
Avlusundaki zeytin ağacının.
İki rekât namaz kılmış.
İçinde Sarı Selim camisinin...

Dile getirmiş güzelliğini.
Sonrasında da buranın.
Ünlü “Seyahatname”sinde.
Şöyle:

“Payas kalesi Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Onun vakfıdır. Payas nahiyesinin Yeniçeri Serdarı, şehir naibi, şehir subaşısı, muhtesibi, gümrük emini, kale dizdarı ve yetmiş aded kale askeri vardır. Kalesi, deniz kenarında dört köşe güzel bir yapıdır. Sekiz aded sağlam kulesi, her kulede küçük ve büyük on aded topu vardır. Büyük burcunda balyemez toplar olup, limanı korurlar. Kalenin çevre uzunluğu sekiz yüz adımdır. Kale içinde üçyüz kadar ev vardır. Kalenin duvarı iki kattır. Doğuya bakan ikişer kat demir kapısı, hendek üzerinde ağaç köprüsü vardır. İskele kulesi sağlam ve yuvarlak bir kule olup, üzerinde kale askerleri gece gündüz nöbet tutarlar.

Kale hendeğinin sol tarafında, kale gibi büyük bir hanı vardır. Han kapısı, kale kapısına bakar. Gayet düzenli, harem odalı, ahır ve develiği olan geniş bir avlusu, yemekhaneli eşsiz bir handır. Bu hanın yanında güzel ve garip bir cami vardır ki İstanbul’da Silivrikapısı’nın iç kısmındaki İbrahim Paşa camiine benzer. Mihrab ve minberi gayet işlidir. Avlusu sanki cennetten bir bahçedir. Avlusunun ortasında bir havuzu vardır. Çepeçevre etrafında abdest muslukları vardır ki sebil gibi gece gündüz devamlı akarlar. Bu havuzun etrafı çeşitli turunç ağaçları ile donatılmıştır. Her birisinin hoş gölge ve havasından limon ve turunç çiçeklerinin güzel kokularından cemaatin dimağları hoş olur, herkes can-ü gönülden Allah’a ibadet ederler.
Camiin iki kapısı vardır. Biri kıbleye açılan avlu kapısıdır. Camiin içi gayet nurludur. Nurlu güneşin ışıkları vurdukça camiin içi nur üstüne nur ile dolar. Kürsü ve müezzin yeri işlidir. Şamdanlar, kandiller, avizeler ve ibrişim nakışlı halıları pek güzeldir.

Kısacası kale, han, imâret, mescid, medrese, çarşı, pazar ve hamam hepsi kâgir binalar olup, mavi kurşunla kaplıdırlar. Hayır ve yardımların hepsi Sokullu Mehmed Paşa’nın yapılarıdır. Ama hayratlarının hepsinden önemlisi, bu Hac yolu üzerinde bulunan Payas şehridir. Burası evvelce derbend halinde iken vezirin imarı ile güvenli hale getirilmiş ve halen düzenli, güzel bir şehirdir. Bağ ve bahçesi, gülistan ve sünbülistanı vardır. Şehir sahil olduğundan havası biraz ağırcadır. Fakat altı ay kışı pek hoş olur. Namazına devam eden, imanlı, Allah’ın birliğine inanan, tarikat sahibi, derviş kılıklı kimseleri vardır…”


Payas Fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Payas?authkey=Gv1sRgCKW74uf6jPa9sAE#5618800314124196994


.

13 Haziran 2011 Pazartesi

AYKAN ERDEMİR...


Aykan Erdemir damadımdır.
Kızım Tuğba ile evlidir.
İki torunumun babasıdır.
Çiğdem Papatya ve Ebru Duru’nun…

1973 yılı.
Bursa doğumludur Aykan.
İlkokulu burada okumuştur.
İnal Ertekin İlköğretim Okulunda…

Robert Kolej’de tamamlamıştır.
Orta ve Lise eğitimini.
1996 yılında Bilkent Üniversitesi'nden mezun olmuştur.
Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden…

Harvard Üniversitesi'nde tamamlamıştır.
Yüksek Lisans eğitimini.
Sosyal Antropoloji dalında yapmıştır.
2004 yılında Harvard’da Doktora’sını…

ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nde çalışmaktadır.
Öğretim Üyesi olarak 7 yıldır.
Sosyal Bilimler Enstitüsü Md. Yardımcılığı yapmıştır.
5 yıl süreyle…

6 ay önce siyasete atıldı.
Sevgili Aykan.
CHP Parti Meclisi’ne seçildi.
15. CHP Olağanüstü Kongresi’nde…

Milletvekili adayı oldu.
Sonrasında.
Bursa’dan.
CHP 4. sıradan…

Dün yapıldı.
Milletvekili seçimleri.
Ve TBMM’ne seçildi.
Aykan, Milletvekili olarak…

İyi bir donanıma sahip.
Sevgili Aykan

Bir yandan seviniyorum.
Böylesine birikimli bir kimsenin.
TBMM içerisinde.
Ülkesine hizmet edeceğine…

Ama üzülüyorum.
Bir yandan da.
Böylesine değerli bir kimsenin.
Akademik kariyerinin sona ereceğine…

Aykan Erdemir seçim çalışması fotoğrafları:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Aykan?authkey=Gv1sRgCIu9oMvwm7-LvgE#5617625000965394578

.

6 Haziran 2011 Pazartesi

REŞAT ÖNAT...



Piknik’in kurucusuydu.
Reşat Önat.

Ankara'ya gitmeniz gerekir.
Taa 60 yıl öncesine.
"Piknik neydi" derseniz…

Büyük Sinema'nın yanındaydı.
Piknik.
Bir Restorandı.
Ama bir Restoran’dan daha fazlasıydı…

Dün aramızdan ayrıldı.
Sahibi ve kurucusu.
Reşat Önat.
İşte o Piknik’in…

Kuzu şişler.
Arjantin Bira’lar.
Kızarmış patatesler.
Tavuklu, mayonezli sandviçler…


Yeme ve içme kültürü aşılamıştı.
Reşat Önat.
En kalitelisinden.
En güzelinden bir dönemin gençliğine.
Ankara'nın...

Hiç unutmayacaklardır.
Onu ve Piknik'ini.
Bir dönemin gençliği.
Ve o gençliğin babaları ve anaları…


Düşhekimi Yalçın Ergir’in Piknik yazıları:
http://www.ergir.com/Piknik.htm
http://www.ergir.com/piknik_3_yazilirken.htm

.

2 Haziran 2011 Perşembe

TİTUS TÜNELİ...


Çevlik küçük bir yerleşim yeridir.
Samandağ’ındadır.
Samandağ, Hatay ilimiz sınırları içindedir.
Antakya’ya 30 km. uzaklıktadır…

Denize kavuşur burada.
Suriye’den doğan.
Asi nehri.
Geniş bir kumsal alanda…

Seleukia Pieria.
Antik dönemdeki ismidir.
Günümüzdeki Çevlik’in.

MÖ 300 yılında burada kurulmuştur.
Seleukos Krallığı 2300 yıl önce.
Büyük İskender’in Generali.
I. Nikator tarafından…

O dönemlerde Başkent’idir.
Seleukia Pieria.
Yani günümüzdeki Çevlik.
Seleukos ülkesinin…

Sonra şehir 30 km. içeriye taşınır.
Başkent Antiochia (Antakya) yapılır.
General Nikator tarafından.
Denizden gelecek tehlikelerden korunmak amacıyla…

Bu şekilde bir limanı haline dönüşür.
Günümüzdeki Çevlik
Denize açılan önemli bir kapısı olur.
Başkent Antiochia’nın…

Ama bir sorun vardır.
Liman giderek dolmaktadır.
Çevredeki ırmaklardan akan.
Çakıllarla, çamurlarla, kumlarla…

İmparator Vespasianus düşünür.
Çılgın Proje”sini üretir.
Suların önü kesilir, dağ delinir.
Kayaların içinden bir kanal yapılır…

10 yıl uğraşılır.
Tam 1000 esir çalıştırılır.
1380 m. uzunluğunda.
Geniş bir tünel ve kanal açılır…

Oğlu "Titus" tarafından tamamlanır.
Dereler limanın dışına akıtılır.
Bu mühendislik harikası eser.
Dünyanın ilk tüneli olarak tanımlanır…

Giderseniz görürsünüz bu tüneli.
Günümüzün Samandağ'ına…

Gezinirsiniz içinde hayretle.
Yapılmış olan 2000 yıl önce
7 m. yüksekliğinde ve 6 m. eninde.
1.5 km. boyundaki tünelin…

Günümüzde içinden su akmamaktadır.
Bu çılgın tünel’in.
Zaten liman da artık görünmemektedir.
Altında kalmıştır sahildeki geniş kumsalın…

Bağlantı“Titus Tüneli” fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/TitusTuneli?authkey=Gv1sRgCKulpbfRtsX3dA#5613495749730355762

.