YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

24 Haziran 2017 Cumartesi

KEMALİYE YOLLARINDA...



- 13-20 Haziran 2017 -

İzmir'den yola çıktım.
Kayseri, Erkilet hava limanına indim.
Ürgüp'e geldim.
Yol arkadaşlarım Hüseyin, Murat ve Julide ile buluştum...

Önce Nevşehir'de.
İlk iki günde.
Kapadokya vadilerinde.
Çıktık güzel bir geziye...

Ardından ulaştık Gürün'e.
Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in kentine.
Gittik Şuğul Kanyon ve Vadisi'ne.
Hayran kaldık Gökpınar'ın mavisine...

Kangal üzerinden Divriği.
Demir üretiminin merkezi.
Konakları ve biri birinden güzel evleri.
Ve bir Unesco Kültür Mirası Ulu Camii...

Divriği'nin gidilmesi zor bir köyü.
Tuğut ya da Çiğdemli.
Çok katlı taş evleri.
Muhakkak görülmeli...

Sonra girdik 8.5 km'lik bir taş yola.
Karasu kenarında, Karanlık Kanyon'da.
132 yılda bitirilmiş inatla.
Dinamitle, kürekle, kazmayla...

Son tüneli de geçtiğimizde. 
Güçlükle geldik Eğin'e.
1922'de değişen yeni ismiyle. 
Erzincan'ın ilçesi Kemaliye'ye...

Fırat nehrinin kenarında.
Yüce dağlar arasında.
Yeşiller içinde güzel bir ilçe.
Kemaliye...

Muhteşem coğrafyasıyla.
Cana yakın  insanlarıyla.
Tarihiyle, evleriyle, müzeleriyle.
Görmeye değer bir yer Kemaliye... 

"Orda bir köy var uzakta"
Ahmet Kutsi Tecer'in mısralarıyla.
Anlatılan Apçağa köyü de.
Şairin Müze evi de Kemaliye'de...

Güzel bir tekneyle Kemaliye'de.
Dolaştık Fırat üzerinde keyifle.
Yüce dağlar arasında.
Karanlık Kanyon'un durgun sularında...

Sonrasında tekrar koyuluyoruz yola.
Fırat kenarında kıvrıla kıvrıla.
İstikamet Dutluca.
Oradan da Hıdır Abdal Sultan'a...

Son durağımız Ocak Köyü.
Hıdır Abdal Külliyesi.
700 yıllık.
Bir Alevi merkezi...

Türbesi, Kütüphanesi, Cemevi.
Konukevi, Müzesi, Aşevi.
Ocak Köyü'nün sevgi dolu insanları.
Dağ başında bir sevgi ortamı...

Sonrasında uğradık Arapgir'e.
Malatya'nın ilçesine.
Meşhur olan, Ulucami'siyle.
Ve de siyah Köhnü Üzümü'yle...

7 gün içinde bulunduk tam 8 il'de.
İzmir'de, Kayseri'de, Nevşehir'de.
Sivas'da, Erzincan'da, Malatya'da.
Aksaray'da ve sonunda Ankara'da...


Orta ve Doğu Anadolu Gezi Fotoğraflarım:
.

22 Haziran 2017 Perşembe

İRAN HALILARI...



Halı dokumacılığı.
İran'daki en yaygın el sanatı.
Renkleri, desenleri ve kalitesi.
İle dünyanın hemen hemen en iyisi...

16. yüzyıldan bu yana.
Geleneksel renk ve motiflerle.
Ve el emeği ile dokunan kilimlere.
Ve halılara büyük ilgi var tüm dünyada...

En meşhur İran halıları.
Keşan, Kirman ve İsfahan Halıları.
Halı üretim ve satımında.
İran dünyanın ilk sırasında...

İran yolculuğumuzda.
Kaşan ve İsfahan'da.
Uğradık halı dükkanlarına.
Ve baktık birçok halıya hayranlıkla...

Şimdiye kadar dünyada.
En yüksek fiyata.
Satılan Halı.
Bir İsfahan halısı...

İpekten, yüksek kalitede.
Çok renkli ve yoğun düğümleriyle.
231x170 cm boyutuyla
Satılmış tam 4,5 milyon dolar'a...

İran Halıları Fotoğraflarım:

.

20 Haziran 2017 Salı

İSFAHAN...



- 29-30 Mayıs 2017, İsfahan -

Nısf-ı cihan  yani "dünyanın yarısı".
Ya da Nakş-ı cihan yani "dünyanın nakşı".
Tanımlanmaları.
Kullanılmıştır tarif etmek için İsfahan'ı...

Spahan.
Sipahi askerlerin toplandığı alan. 
Anlamında.
Farsça'da... 

Araplarda.
"S" harfi olmadığından.
Spahan.
Olmuş Esfahan...

Yani.
Eskiden beri.
Ordunun toplandığı yeri.
Belirliyor Spahan kelimesi...

İran'ın kavşak noktalarından birinde.
1050-1722 yılları arasında tarihte.
Safaviler döneminde.
Gelişip, güzelleşmiş başkent olduğu devirlerde...

Özellikle.
1600'lü senelerde.
Şah Abbas döneminde.
Güzelleşti yeniden inşa edildiğinde...

İsfahan.
Tahran'dan.
Ve Meşhed'den sonra.
Üçüncü büyük şehir  İran'da...

Tam ortasında.
Zayende nehri akmakta.
Üzerindeki tarihi köprüler de.
Şehre ayrı bir güzellik katmakta...

Kıraç topraklarda.
İsfahan yemyeşil bir vaha aslında.
Char bagh (dört bağ) yolu koca ağaçlarıyla.
Şah Abbas döneminden beri halâ kullanılmakta...

İsfahan, güzel sokaklarıyla.
Köprüleri, sarayları, binalarıyla.
Camileri, minareleri ve koca meydanıyla.
Geleneksel İslâm mimarisini yansıtmakta...

17. yüzyıl yapısı.
Dünyanın en büyük ikinci alanı.
Nakş-ı Cihan Meydanı.
Bir Unesco Dünya Mirası...

Si o Seh (33) Köprüsü.
İmam Mescidi.
Şeyh Lütfullah Camii.
Chel Soton (40 sütun) Müzesi...

Bunların hepsi.
İsfahan şehrinin.
Gezilecek yerlerinden.
Yalnızca birkaç tanesi...

İsfahan'ın mimarisi
Sakin ve huzurlu atmosferi.
Ilıman iklimi.
Dost ve sevecen insanları etkileyecek sizi...

Neyse,
Çok sayıda resimlerle ve özetle.
Anlatacağım İsfahan'ı dilimin döndüğünce.
Daha sonra sizlere...


İsfahan'a ait bazı Fotoğraflarım:
.



12 Haziran 2017 Pazartesi

İSFAHAN'A DOĞRU...




- 29 Mayıs 2017, Pazartesi -

Tahran'dan Şiraz'a gideceğiz.
Yaklaşık 1000 km yol alacağız.
Buralarda beş gün kalacağız.
Güney İran'ın birçok yerini görmüş olacağız...

Bugün Tahran'dan ayrılıyoruz..
Otobüsle yola çıkıyoruz.
450 km gideceğiz.
Sonunda İsfahan'ı göreceğiz...

Yola koyuluyoruz.
Dere-tepe düz gidiyoruz.
Kum kentini geçiyoruz.
38 derecede çölde ilerliyoruz...

Kaşhan'a 60 km kala duruyoruz.
Çeşmeşehir'de kısa bir mola veriyoruz.
İran'ın en büyük Tuz gölü.
Namak'ı uzaktan da olsa görüyoruz...

Yola devam ediyoruz.
İsfahan yolunu yarılıyoruz.
Kerpiç evleri ile ünlü.
Kaşhan'a ulaşıyoruz...

Çöl ortasında bir vaha.
Kaşhan denilen kasaba.
Sasani ve Selçuklu döneminden kalma.
Küçük bir pay-i taht aslında...

Kaşan, kerpiç duvarları, görkemli Köşkleri.
Dar sokakları, klima görevi yapan Bad-Gir'leri.
Halı,  Gül ve Gülsuyu üretimi.
Gibi özellikleri ile 1001 Gece Masalları gibi...

Tebriz'li Halı tüccarı.
Tabata Beyi'nin konağı.
4 dönümde tam 40 odalı.
1834'ten kalma görkemli bir yapı...

Zamanımız kısıtlı.
Bu nedenle dolaşabiliyoruz yalnızca bu konağı.
Kaşhan'da bunun gibi.
Var daha en az 10 tane yapı...

Sonrasında gidiyoruz Fin Bahçesi'ne.
Biraz serinlemeye.
Kaşan'daki Fin Köyü'nde.
Farsça'sı Bagh-e Fin (Fin Bağı) isminde...

Şah Abbas için yapılmış.
Ajar Hanedanlığı zamanında güzelleştirilmiş.
Yeraltı suları Qanat denilen kanallarla taşınmış.
Çölün ortasında bir cennet bahçesi yaratılmış...

Gürül gürül çıkan suları.
Tabandan su kaynayan havuzları.
Alımlı, görkemli yapıları.
Görmeye ve serinlemeye değer bir vaha burası...

Yol üzerinde bir Kervansaray'da.
Son kez mola veriyoruz kısaca.
Burası Safavi döneminden kalma.
Büyük ve görkemli bir Han aslında...

Yolumuz var daha.
Gideceğiz "nısf-ı cihan"a.
Yani güzellikte "dünyanın yarısı"na.
İsfahan'a...


İsfahan Yolu Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipOrD_hCDih6Afp1RnsRIZNlsb3M9h4Zk_navbLVMWOuZwW72iUc6FDQHVlrzoAIOQ/photo/AF1QipM7v_YucnNL9C9o2TT6QBVzjDntn8GUHjYwNltz?key=dnY0QW9UbDloaWNmOUVTTXI5Y0kxdW5uS1ZabU1n&hl=tr
.

9 Haziran 2017 Cuma

TAHRAN'DA...



- 27-28 Mayıs 2017 Tahran -

İmam Humeyni Havaalanına inmiştik.
Yol üzerinde Humeyni Mezarını da ziyaret etmiştik.
Zenginliği, şatafatı görmüştük.
Yine yol üzerinde Rey'e gelmiştik...

Tahran'ın Rey mahallesi.
Tuğrul Bey'in ölüm yeri.
Tuğrul Bey'in (990-1063) kendisi.
Büyük Selçuklu Devleti'nin ilk kurucularından birisi...

Basit, gösterişsiz, yapılmış briketlerle.
Silindir biçimli, yüksek bir kulede.
Küçük bir bahçe içinde, ağaçlar arasında.
Bir Dünya İmparatoru uyumakta...

Ardından Elbruz Dağı eteklerine gidiyoruz.
Tahran'ın serin gezinti ve Restoranlar bölgesi.
Derbent'i ziyaret ediyoruz.
Ramazan nedeniyle burayı çok sakin buluyoruz...

Sabah Şah Pehlevi'nin yazlığı.
Eski ismiyle Saad Abad'ı.
Yeni ismiyle Millet Sarayı'nı.
Ve zenginliğin görülüp, şaşılması...

Ardından Ulusal Arkeoloji Müzesi.
Antik Persepolis Kenti kalıntılarının görülmesi.
Sonrasında İran Millî Mücevherat Müzesi.
Ve zenginliğe, şatafata hayret edilmesi...

Daha sonra bir Unesco Kültür Mirası.
Gülistan Sarayı.
Renkli ve büyük çini kaplı duvarları.
Onlarca görkemli aynalı salonları...

Akşam üzeri.
Bazare Bozorg (kapalı çarşı) ziyareti.
Büyük bir insan kalabalığı.
Ve alış-veriş yapılması...

Son olarak Azadi (özgürlük) Meydanı.
Pers İmparatorluğu'nun 2500. kuruluş yılı Anıtı.
Azadi Kulesi'nin görülmesi.
Ve Tahran'a veda edilmesi...


Tahran 2017 Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipOD7BnQccg03BcuhY4XDGUqS43CIpzbKxycwp_WR46NYQgpAgHLIxm0f2-3oM1gGA/photo/AF1QipNFIsfU28otaGzJlsAXse7J981yJZwNPK6n-zA1?key=NGpFcnJmSmpmbEpWWmxFSDV4ano3QXJkRFZmVHZR&hl=tr

ÖNCEKİ TAHRAN YAZI ve FOTOĞRAFLARIM:

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/leylegi-havada-gormek.html
LEYLEĞİ HAVADA GÖRMEK...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/tahran.html
TAHRAN

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/ak-sarayda.html
AK SARAYDA...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/tahran-ulusal-muzesi.html
TAHRAN ULUSAL MÜZESİ...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/malik-muzesi.html
MALİK MÜZESİ...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/bazare-bozorg.html
BAZARE BOZORG...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/01/iran-cam-muzesi.html
İRAN CAM MÜZESİ...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/02/tahranda-tugla-yapilar.html
TAHRAN'IN TUĞLA YAPILARI...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/02/azadi-aniti.html
AZADİ ANITI...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/02/iran-milli-mucevherat-muzesi.html
İRAN MİLLİ MÜCEVHERAT MÜZESİ...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/02/golestanin-gulleri.html
GOLESTAN'IN GÜLLERİ...

http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2015/02/tahran-baris-muzesi.html
TAHRAN BARIŞ MÜZESİ...

.

8 Haziran 2017 Perşembe

HUMEYNİ'NİN MEZARINDA...


- 27.05.2017 Cumartesi, Tahran -

Öğlenden sonra.
Saat 14.00 dolaylarında.
İndik İmam Humeyni Havaalanı'na.
Tahran'da...

İlk ziyaretimize.
Başladık Humeyni'nin Kabri'yle.
Havaalanı-Tahran 30 km'lik yolunun.
Tam merkezinde...

1902 senesinde.
Tahran'ın güneyinde.
Humeyn kentinde.
Doğdu Ruhullah Musavi Humeyni...

Kum kentinde.
Dini eğitim gördü.
Molla oldu.
Şah'la arası bozuldu...

Şah'ın Toprak Reformu yasasına..
Dinsel Vakıfların topraklarına.
El konulmasına.
Karşı bir tavır aldığında...

Şah Rıza Pehlevi tarafından.
1964 yılında.
Kovuldu.
İstanbul'a...

Sonraki senelerde.
Geçti Paris'e.
1979 yılında.
Döndü tekrar Tahran'a...

Geldi başa bir Devrim'le.
Son verdi Şahlık dönemine.
Geçildi İran İslam Cumhuriyeti'ne.
Kısa zaman içinde...

10 yıl sonra.
Öldü, 1989 yılında.
Uğurlandı ebediyete.
Tahran'da 10 milyon kişiyle...

Başlandı Kabrinin yapımına.
Ölümünün hemen sonrasında.
60 dönüm açık bir sahada.
20 dönümü kapalı bir alanda...

2 milyar dolarla.
Başlandı Kabrinin yapımına.
Yapımı sürmekte halâ.
18 yıldan bu yana...

Büyük ve görkemli bir yapı.
Tabanı yekpare İran Halısıyla kaplı.
Mezar alanı gümüş parmaklıklı.
Ve yemyeşil ışıklı...

Ayetullah Humeyni bu mezarda.
Sonraki Cumhurbaşkanı Rafsancani.
Ve oğlu Seyyid Ahmed Humeyni.
Yatmaktalar üçü bir arada...

Çok ziyaretçisi var.
Bu mekânın.
Görmeye gittik bizler de.
Bir hafta önce...

Ziyaretimizin bitiminde.
Ve aradan 10 gün geçtiğinde.
Dün bir saldırı oldu bu Kabre.
Terörist İŞİD örgütünce...

Zaten hassas bir durum var aslında.
İran'da dinsel gruplar arasında.
Umarız yol açmaz bu saldırı bir kargaşaya.
İran'da da, Orta Doğu'da da...


İmam Humeyni Anıt Mezarı Fotoğraflarım:

.

4 Haziran 2017 Pazar

IŞIKLARIN EFENDİSİ...




-2 Haziran 2017, Şiraz-İran-

Gitmiştim 6 ay önce.
İran'ın en doğusunda Meşhed'e.
Dile getirmiştim izlenimlerimi.
Elektronik günlüğümde :
(http://yucel-tanyeri.blogspot.com.tr/2016/12/meshed.html)

Orada anlatmıştım.
İmam Rıza Türbesi'ni.
Şiiler için onun önemini.
Ve türbesinin muhteşemliğini...

Gittik son Şiraz gezimizde.
Ziyarete 2 gün önce.
Şah-e Çerağ Türbesi'ne.
Yine bir Şii camisi'ne...

"Şah-e Çerağ"
"Işıklar Şahı" anlamında.
Farsça'da.
Türkçe karşılığıyla...

Şiiler'in 8. İmamı.
İmam Rıza'nın kardeşine.
Seyyid Emir Ahmed'e.
Şah-e Çarağ denilmiş geçmişte...

Seyyid Emir Ahmed, 835 yılında..
Kardeşinin yanına giderken Horasan'a.
Öldürülmüş Şiraz'da.
Abbasi Halifesi Mamun'un adamlarınca...

İşte onun katledilmesi anısına.
Yapılmış bu Türbe 12. yüzyılda.
Genişletilmiş Kajar Hanedanlığı sırasında.
Güzelleştirilmiş İslâm Cumhuriyeti olduktan sonra...

Renkli camlarla süslenmiş vitrayları.
Milyonlarca küçük aynalarla döşenmiş duvarları.
Kapalı mekânların elektrik ve gün ışığı ile aydınlanması.
Ve renklerin duvarlarda yansılanması...

Seyyid Emir Ahmed.
İnanılmaz bir süslemeyle.
İnanılmaz bir harcama ile
Anılıyor burada akıl almaz bir sevgiyle...

Muhteşem kubbesiyle.
Kubbenin altındaki altın işlemeli kapı girişiyle.
Karşılaşıyorsunuz ince işlemeleriyle.
Onun gümüş parmaklıklı kabriyle...

Bu  Türbe.
Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'ne göre.
Daha küçük belki de on kere.
Görkemi görmeye değer yine de...


NOT; daha önce bir fotoğraf makinesi ile bombalı bir saldırıda
bulunulduğu için Türbeye fotoğraf makinesi sokulması
yasak olduğu için fotoğraflar cep telefonu ile çekilmiştir;

https://photos.google.com/share/AF1QipNvhiCMgGmrs5gFYM4rlx1AzMOzpJ-fha9svB-ilF58vdjO8To_NaKYYzrta4dmAw?hl=tr&key=X1MtV3JtalZSOXFjLWhLX25jZVpURXVDWElNV0pR

.

26 Mayıs 2017 Cuma

GÜNEY İRAN...


 
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.

                                     Yahya Kemal Beyatlı
......................

Sahura kalkılacak bu akşam.
Yarın sabah Ramazan.
İran'dayız Ramazan'ın ilk gününde.
Ankara Üniversitesi Kültür Gezginleri ile...

Sahur vaktinde.
Uçağa bineceğiz.
Günün ilk saatlerinde.
Tahran'a ineceğiz...

İki gün Tahran'ı gezeceğiz.
Sonra ver elini İsfahan diyeceğiz.
Yolda Kaşhan ve Fin Bahçeleri'ni göreceğiz.
450 km yol gidip İsfahan'a geleceğiz...

İranlıların.
"Nısf-ı Cihân Esfahan".
Yani "dünyanın yarısı İsfahan" dedikleri.
Dünya güzeli bir kenti gezeceğiz...

Kırk Sütunlu Saray, Alî Kapı.
Nakş-i Cihan Meydanı.
Kapalı Çarşı.
Unesco Dünya Mirasları...

Sonrasında Zerdüştlerin başkenti.
Yezd şehri.
Dünyanın ilk tek Tanrılı dini.
Ve ateşe tapanların kenti...

Buranın ilginç kerpiç evleri.
Dünyada eşi olmayan Rüzgâr kuleleri.
2500 yıllık Zerdüşt Tapınağı.
Ve Emir Çakmak Meydanı...

Sonrasında, MÖ 6. yüzyılda. 
I. Darius'un Krallığı zamanında.
Kurulan Pers İmparatorluğu'nun başkenti.
Antik Persepolis şehrinin gezilmesi...

En sonunda üzümü, şarabı ve şiiri. 
İle meşhur Şiraz kenti.
Şair Hafız ve Sadi'nin türbeleri.
İrem Bahçeleri ve renkli camiler gezisi...

Ertesi gün Şiraz Havaalanına gidilmesi.
THY uçağına binilmesi.
Bu büyük ülkeye veda edilmesi.
Ve 8 günlük gezinin sona ermesi...


İran'da gezeceğimiz yerlerin görselleri :
(NOT: fotoğrafların tümü internetten alınmıştır)

.

21 Mayıs 2017 Pazar

OYUK FESTİVALİ...



Daha önceleri Barbaros Köyü'nü anlatmıştım.
Bu köyde yapılan Oyuk Festivali'ne değinmiştim.
Oyuk'un bir tarla korkuluğu olduğunu açıklamıştım.
Festival'in bu yıl Mayıs ayında yapılacağını söylemiştim.

İşte bu Festival.
2017 yılında.
19-20-21 Mayıs'ta.
Yapıldı Barbaros'ta...

Aylardır hazırlanıyorlar.
Barbaros'lular.
Bu Festival'e ve.
Sahip çıkmaya geleneklerine...

Yüzlerce oyuk hazırlanmış.
Güzel giysilerle bezenmiş.
Renklendirilmiş, süslenmiş.
Köyün dört bir yanına serpiştirilmiş...

Oyukların bir kısmı çok anlamlı.
Boyunlarında taşıyorlar bir mesajı.
Köylü deyimleriyle.
Anlayana birçok mesaj iletmekte...

Doğadan otlar toplanmış.
Yöresel yiyecekler hazırlanmış.
Köy ekmekleri kızartılmış.
Enva-i çeşit Reçeller yapılmış.

Çatkapı girip yediğiniz Çatkapı Evleri.
Hazır burada Gözleme'ler,  Körmen Köfte'leri.
Kulika'lar, Çalkama'lar, Damat Katmer'leri..
Ispanak Balıkları, Ekmek Börek'leri...

En güzel Oyuk yarışması.
En güzel Bahçe ve Avlu yarışması.
En güzel Yerel Lezzet yarışması.
En hızlı Süt Sağma yarışması...

Kırkyama Atölyeleri.
Çocuk Oyukları etkinlikleri.
Halk Müziği korosu.
Köy meydanında Halk oyunları...

Güler yüzlü, sevecen köylüler.
Memnun, mutlu şehirliler, kentliler.
Dostlukla, sevgiyle bu Bayram tatilinde.
Buluştular Barbaros köyünde...

Tarladaki Korkuluklar.
Ya da yöresel adıyla Oyuklar.
Kargaları kovsun diye yapılmışlar.
Bu kez binlerce insanı bir araya topladılar...

Oyuk Festivalinden Renkli görüntülerim:

.

14 Mayıs 2017 Pazar

KSK SPOR TARİHİ MÜZESİ...




Bir kahraman Havacı.
Şehidimizden almıştır adını.
Fazıl Bey sokağı.
Bilenler bilir Karşıyaka'yı...

Önceleri bir Levantenler sokağıdır burası.
İtalyanların yaşadığı bu sokağın daha önceki adı.
"Tenis sokağı".
Nedeni de buradaki evlerin bahçesindeki Tenis Kortları... 

Günümüzde numaralandırmışlar bu sokağı.
Maalesef, 1738 Sokak olmuş buranın yeni adı.
Önceleri bu sokakta Karşıyaka Tenis kortları.
Ve KSK Spor Kulübü Lokali vardı...

Eski zamanlarda.
Birçok köşk bulunurdu burada. 
Günümüz Karşıyaka'sında.
Yalnızca bu köşk kalmıştır bu sokakta...

Disidoro Köşkü.
Olarak bilinirdi bu yapı.
Cumhuriyet öncesinde.
İzmir'de...

1920'li yıllarda.
Başlanmış Disidoro Köşk'ünün inşasına.
Karşıyaka'da.
Bir Belçikalı Mimarca...

Disidoro Köşkü.
Bir dönümlük bahçe içinde.
380 m2 kapalı alanıyla birlikte.
2.5 katlı eski bir köşktür İzmir'de...

Disidoro Köşkü.
Köklü.
Ve de önemli.
Bir Levanten İtalyan ailenin evi...

Disidoro'lar uzun yıllar yaşıyorlar burada.
Fazıl Bey sokağı'nda.
Ama 1970'li yıllarda.
Boşaltıp, dönüyorlar yurtlarına...

Akıp geçen zaman içinde.
Disidoro Köşkü.
Tenis kortlu bahçesiyle birlikte.
Dönüşüyor bir harabeye...

2001 senesinde.
Satılıyor bu Köşk.
Harap ve bitap bir biçimde.
Dr. Bülent Zeren'e...

Başlanıyor restorasyonuna.
2001 yılında.
Onarımı tamamlanıyor.
Bir yıl zarfında...

2002 senesinde.
Restorasyon kategorisinde.
Lâyık görülüyor birincilik ödülüne.
İzmir Belediyesi'nce...

Bu Köşk şimdilerde.
Köşkün yeni sahibine.
Bir Ortopedi ve Spor Hekimi'ne.
Muayenehane görevi yapmakta Dr. Bülent Zeren'e...

Onartmakla.
Köşkü İzmir'e yeniden kazandırmakla.
Muayenehane olarak kullanmakla.
Kalmamış Dr. Bülent Zeren bu binada...

Bir zamanlar buralarda.
KSK Lokali'nin olduğu bu sokakta.
Ve bu nostaljik  binada.
Bir Müze oluşturmuş bu arada...

Alt katı Muayenehane.
Üst katı ise bir özel Müze.
Bir Spor Müzesi.
Karşıyaka Spor Tarihi'nin evi...

KSK kurulmuş 1912 senesinde.
Yeşil-Kırmızı renkleriyle.
Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü ismiyle.
Karşıyaka'da bir zeytin ağacının gölgesinde.
Kadızade Lütfü Bey'ce...

Ayni takım 1916-17 senesinde.
Kadızade Zühtü Bey ile Filistin'de.
Esir kampı Seydibeşer'de.
Devam etmiş kırmızı-yeşil renklerle...

Geçen 100 yılı aşkın sürede.
Futbol'a, Basketbol'a, İzciliğe.
Voleybol'a, Tenis'e, Yelken'e, Atletizm'e.
Ait birçok belge bu Müzede sergilenmekte...

Karşıyaka Spor Kulübü'nün.
Saygın geçmişini ve tarihini.
Bilgilerini, sayısız belgelerini.
İsterim bu güzel Müze'de görmenizi...


KSK Müzesi Fotoğraflarım: 
.

12 Mayıs 2017 Cuma

ODESA ARKEOLOJİ MÜZESİ...



Ukrayna'nın en eski.
Müzelerinden birisi.
Odesa Arkeoloji Müzesi.
Kuruluşu 1825 senesi...

Bir Merkez, Çerno More'nin.
Yani Karadeniz'in.
Antik tarihinin.
Ve bu tarihin belgelerinin...

160 bin'den fazla.
Obje yer almakta.
Bu tarihi mekânda.
Kuzey Karadeniz'in tarihi hakkında...

Eski Mısır, Yunan ve Roma kalıntıları.
Sikke ve madalyaları.
Tarihi objelerle.
Burada sergilenmekte...

50 bin'den fazla.
Eski Roma, Bizans ve Rus İmparatorluğu'na.
Ait paralar da Nümüzmatik bölümünde.
Gösterilmekte...

Müzenin önünde.
Büyük bir Laocoon Heykeli sergilenmekte.
Truva'lı Laocoon'un  bu eserde kendisini ve de.
İki oğlunu öldüren yılanla boğuşması simgelenmekte...

Arkeoloji Müzesi'nin hemen yanında.
Bir Heykel Müzesi daha yer almakta.
Daha küçük boyda çağdaş bronz heykeller burada.
Ziyaretçilerin ilgisine sunulmakta...


Odesa Arkeoloji Müzesi fotoğraflarım:
.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

ODESA...



                                                  - Zhemchuzhina Cherno More -

Önceleri.
Küçük bir Tatar yerleşim yeri.
Sonrasında 1440 yılında.
Kırım Hanı Hacı Giray tarafından kurulmuş Odesa...

Kurucusu Hacı Bey nedeniyle.
Orijinal adı "Hacıbey" olarak kalmış uzun süre.
1792 senesinde Osmanlı egemenliğinin bitmesiyle.
"Odesa" olarak anılmaya başlamış yeni ismiyle...

1529-1792 yılları arasında.
260 yıllık bir aralıkta.
Osmanlı topraklarında.
Kalmış Odesa...

1794 yılında.
Rus İmparatoriçesi Katerina zamanında.
Yeni baştan yapılanmaya.
Başlamış Odesa...

19. yüzyılda.
Dördüncü büyük kentmiş Odesa.
Rus İmparatorluğu'nda.
Moskova, St. Petersburg ve Warşova'dan sonra...

Başlamış bu yıllarda.
Yeniden yapılanmaya.
Fransız ve İtalyan mimari etkisiyle.
Art Nouveau stiliyle...

"Zhemchuzhina Cherno More".
Ya da Türkçe tercümesiyle.
"Karadeniz'in İncisi" deyimiyle.
Odesa gerçekten güzel bir belde...

Önce, güzel bir liman kenti Odesa.
Karadeniz kıyısında.
1.5 milyona varan nüfusuyla.
Sokakları, binaları ve parklarıyla...

Dolaşıyorsunuz keyifle.
Yüzlerce heykelle birlikte.
200 yıllık binalar arasında.
Odesa'nın sokaklarında...

Rus Şiir ve Edebiyatı'nın kurucusu.
Sergei Pushkin burada yaşamış.
Dünyanın en iyi keman sanatcılarından
David Oistrakh burada doğmuş...

Neo-Barok stili bir bina.
Odesa'daki 1887 yapımı Opera.
Burası Milano'daki La Scala binasıyla.
Dünyadaki en iyi Opera binaları arasında...

Yönetmen Sergei Eisenstein'in filmi.
"Potemkin Zırhlısı" sinema eseri.
Ve filmin ismini aldığı Potemkin Merdivenleri.
Odesa'nın en önemli görülecek yeri...

Ancak biz gittiğimizde Odesa'ya.
Onarım vardı bu alanda.
Göremedik Potemkin Merdivenlerini bu nedenle.
Uzaktan olsa bile...

Tam gezemedik Odesa'yı haliyle.
Göremedik her yerini 2 günde.
Ama geleceğiz Potemkin Merdivenleri'ni görmeye.
Günün birinde elbette...


4 Mayıs 2017 Perşembe

KİEV'İN KİLİSELERİ...



% 70'i inananlardan oluşuyor Ukrayna'nın.
İnananların % 82'si Hristiyan.
Bunların da % 72'si Ortodoks.
% 9'u Protestan ve % 8 kadarı da Katolik...

Kiev'de dolaştığınızda.
Adım başında bir Manastır'a.
Veya bir Katedral'e.
Ya da rastlıyorsunuz bir Kilise'ye...

Bunlardan en önemlisi.
"Pechersk Lavra" yapılanması.
Lavra, manastır anlamında Rusça'da.
Pecherska, da mağara manasında...

Burası Rusya'nın ilk Manastırlarından.
Aziz Anthony adlı bir keşiş tarafından.
İlk kez bin yıl kadar önce kurulmuş.
Dinyeper nehrinin altında  bir mağarada...

Sonraki 800 yıl içinde.
Giderek gelişmiş, büyümüş.
Mağaraların üzerinde kiliseler oluşturulmuş.
Burası dinsel eğitim, kültür, sanat ve tıp merkezi olmuş...

Pechersk Lavra.
Dinyeper nehri'ne bakan bir yamaçta.
45 hektar bir alanda.
18 dinsel yapı bulundurmakta...

Burası Unesco Kültür Mirası kapsamında.
Tapınaklardan 6 tanesi yer altında.
Birçok Azizin mezarı da 800 m uzunluktaki.
Bu mağaralarda bozulmadan durmakta...

Önemli bir dinsel merkez burası.
Hristiyan dünyasınca.
45 milyon turist gelmiş buraya.
Hacı olmaya...

İkinci önemli yapı da.
Saint Sophia.
Yapılmış 11. yüzyılda.
Kiev'in tarihi bir alanında...

Burası da.
Unesco Kültür Mirası arasında.
Benzeri bir yapı aslında.
Bizdeki Ayasofya'ya...

Freskleri.
Ve mozaikleri.
Gerçekten çok görkemli.
İstanbul'daki Ayasofya'nın benzeri...

Gezmesi, görmesi.
Çok keyifli bu Kiliseyi.
Ama içerideki gözlemcileriyle
Fırsat verilmiyor tek kare fotoğraf çekmeye...


Kiev Kiliseleri Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMK4udMn6Aie5XTZeCecjUTJrWq6Fq4X3c5V52XimcGi7eyLdu34fSZVuRYaa47wg/photo/AF1QipPXiY0bWJfwuBy9CyzAhCuwB3NRn1is62b9TAys?key=TmwzRzByLUJNNk14YnExcHd6dDNRbXZMZTgza3RR&hl=tr

.

30 Nisan 2017 Pazar

KİEV SAVAŞ MÜZESİ...



                Savaş, politikanın bir başka anlamda devamıdır...
                                                                         Carl von Clausewitz    


II. Dünya Savaşı sırasında.
Nazilerin işgaline uğramış Ukrayna.
1941-1943 yılları arasında.
Tam 35 ay boyunca...

20. yüzyılda.
En büyük askeri çatışmalara.
Şahit olmuş Ukrayna.
Savaşın doğu topraklarında...

Yalnızca Kiev'de bin fabrika.
Ve 6 bin bina.
Yıkılmış.
200 bin sivil ölmüş...

Çok kayıplar verilmiş.
Çok acı çekilmiş.
Çok gözyaşı dökülmüş.
Aradan epey zaman geçmiş...

Bu savaşın anıları yok olmasın istenmiş.
Kiev'in yüksek tepelerinden birisi seçilmiş.
25 dönümlük bir arazi belirlenmiş.
Ve burada Ulusal Savaş Müzesi inşa edilmiş...

Uzaktan dev bir heykel karşılıyor sizi.
Çelikten yapılmış "Ana Vatan" heykeli.
Yerden 102 m yükseklikte.
530 ton ağırlıkta ve çok görkemli...

Sağ elindeki kılıç 16 m uzunlukta.
9 ton ağırlıkta.
Sol elindeki koruyucu kalkan ise.
SSCB armalı ve 104 m2 büyüklükte...

Bu dev heykelin hemen altında.
Ukrayna'nın en büyük Müze binası bulunmakta.
3 katıyla.
Ve 16 ayrı salonuyla...

Savaş aletleri, kişisel eşyalar, bayraklar, fotoğraflar.
Belgeler, yazışmalar, planlar, bombalar, madalyalar.
Giysiler, miğferler, silahlar, araçlar, mektuplar.
Sayıları 20 bini aşan kalıntılar...

En üst katta.
Mermer taşlara, altın yaldızlarla.
İsimleri yazılmış 11.600 askerin adlarıyla.
Var bir koca salon daha...

Açık alanda ise.
Tüm büyük savaş aletleri sergilenmekte.
Toplar, tanklar. uçaklar, füzeler..
Kamyonlar, obüsler, helikopterler...

Ana giriş kapısının iki yanında.
Dev heykeller bulunmakta.
Askerlerle, sivillerle.
Savaşın acı yanları simgelenmekte...

Diğer tarafta da.
Hiç savaş görmemiş yaşamlarında.
5-10 yaşındaki çocuklar da.
Topların, tankların üzerinde neşeyle oynamakta...
                        

Kiev Savaş Müzesi Fotoğraflarım:
.

28 Nisan 2017 Cuma

KİEV...



Kapısından girer girmez
O dakka, o saniye
Gözlerini görür görmez
Birden sevdalandım Kiyef şehrine...

                                              Nazım Hikmet Ran, 1956
...............

Kiev şehri.
Ukrayna'nın başkenti.
Nüfusu 3 milyon kişi.
Avrupa'nın en kalabalık 7. kenti...

Kurulmuş Dinyeper Nehri'nin iki sahilinde.
Kalmış Türk egemenliğinde.
Tam 500 sene.
Hazarlar ve Altınordu Devletlerinde...

Sonrasında Çarlık Rusya'sında.
Ve Ruslar'ın egemenliği altında.
Bağımsızlığına kavuşması 1991 yılında.
Sovyetler'in dağılmasından sonra...

Gittik buraya Nisan ortasında.
Nazım'dan tam 63 yıl sonra.
Bahar ayında, Paskalya zamanında.
İFOD Fotoğraf Grubu'muzla...

Eski ama oldukça bakımlı kent yapısı.
Candan ve sevecen insanları.
Güzel sokakları, parkları, binaları.
Her köşede sanatsal yapıları...

Sayısız kiliseleri ve katedralleriyle.
Görkemli heykelleri, abideleriyle.
Düzgün ulaşımı ve akıcı  trafiğiyle.
Her zaman gidilir bu Kiyef şehrine...

...............

Kat be kattır yamaçları
Gelinlerine benzer ağaçları
Ak topuklarını döver saçları
Birden sevdalandım Kiyef şehrine

Yaşı bin iki yüzden artık,
O mu yanıp yıkılmadık
Yüzünde ne buruşuk, ne kırışık
Birden sevdalandım Kiyef şehrine

Mavisi İstanbul'uma benzer
Yeşili Bursa'mdan eser
Oturmuş da şiir yazar
Birden sevdalandım Kiyef şehrine


Kiev Fotoğraflarım:

.

27 Nisan 2017 Perşembe

DİNAMO KİEV STADYUMU...



İFOD olarak Ukrayna'ya gittik.
6 gün oralarda kaldık.
Kiev ve Odesa'yı gezdik. 
Çok sayıda fotoğraf çektik...

Kiev de  II. Dünya Savaşı'nda.
Kalmış işgal altında.
Nazi Ordularınca.
1941-1943 yılları arasında...

Kiev'i geziyorduk.
Güzel yerlerini görüyorduk.
Çoğu yeri fotoğraflıyorduk.
Çok da keyif alıyorduk...

Ama benim büyük isteğim.
Dinamo Stadyumu'nu görmekti.
Orada bulunmaktı.
"Ölüm Maçı"nı yeniden yaşamaktı...

Bu maç 9 Ağustos 1942 tarihinde.
Alman işgalci askerleriyle.
Eski Dinamo Kiev sporcuları arasında.
Oynanmıştı Zenit Stadyumu'nda...

Maçı Kiev'in karma Start takımı.
5-3 kazanmıştı.
Ve bu maçı.
Arkadaşım Düşhekimi Yalçın Ergir anlatmıştı:
(okumak için lütfen tıklayınız:
http://www.ergir.com/2010/zafere_kacmak.htm)

Bizim Kiev'deki son günümüzdü.
Kiev II. Dünya Savaşı Müzesi gezilmişti.
Ancak arkadaşlar kaybedilmişti.
Çare Otele yalnız başına dönmekti...

Elde harita filan yoktu.
İngilizce anlaşmak çok zordu.
Sokak isimleri Kiril Afabesi ileydi.
Çaresiz 8-10 km yürünecekti...

Parklara girildi.
Dinyeper nehri görüntülendi.
Sayısız heykel fotoğrafları çekildi.
Dere tepe düz gidildi...

Sonra geniş bir parkın sonunda.
Ve bu parkın altında.
Karşılaştım küçük bir Stadyumla.
Ve onun yemyeşil sahasıyla...

Biraz aşağıya indim.
Giriş kapısına geldim.
4 futbolculu heykeli gördüm.
Hemen "Ölüm Maçı"nı anımsadım...

Görmeyi çok arzu ettiğim yer burasıydı.
Tesadüfen karşıma çıkmıştı.
75 yıl önce "Ölüm Maçı".
Bu Stadyumda oynanmıştı...

Gerçi aradan yıllar geçmişti.
Stadın adı değişmişti.
Yeni ismi.
Valeri Lobanovski Stadı olmuştu...

Savaş sonrası.
Dinamo Kiev takımı.
Yeniden kurulmuştu.
Ve başarıdan başarıya koşmuştu...

27 kez Ukrayna Şampiyonu olmuştu.
Futbolcusu.
Valeri Lobanovski ile de.
2 kez UEFA Kupası'nı götürmüştü müzesine...

Hiç kuşkusuz.
Böyle onurlu sporcularıyla.
Dinamo Kiev gibi bir takım.
Koşardı başarıdan başarıya...

Dinamo Kiev Stadyumu fotoğraflarım:

.

25 Nisan 2017 Salı

TÜRK RESMİNİN KÖŞE TAŞLARI...



"Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, 
 bir millet ki fennin icab ettirdiği şeyleri yapmaz;
 itiraf etmeli ki o milletin tarik-i terakkide yeri yoktur..."
                                                                                                                Atatürk, 22 Ocak 1923-Bursa
...............

İzmir'de.
Folkart Galeri'de.
Bir Resim Sergisi açıldı.
Türk Resim Sanatı'nın tüm önderleri buradaydı...

Yaklaşık 150 yıllık zaman aralığında.
Şeker Ahmet Paşa'dan, Fethi Arda'ya.
130  tane öncü ressamımızla.
Birlikte oluyorsunuz Folkart'ta....

Osmanlı döneminde.
Kendisi de Ressam olan Sultan Abdülaziz'le.
Başlayan bu ivmeyle.
Büyük bir canlılık gelmiş Türk Resmine...

Türk resminin bu batılılaşma sürecinde.
1880'den, 1950'lere.
Osman Hamdi kuşağından, Romantizme.
Çallı'dan, Müstakillere hepsi bu sergide...

130 Ressamın tümü birer resmiyle.
Temsil ediliyorlar bu büyük Sergi'de.
Hepsi bu dünyaya veda etse de.
Halâ aramızdalar çizimleriyle, renkleriyle...

Kimler yok ki aralarında.
Listeye şöyle bir bakıldığında.
Aralarında unuttuklarım varsa da.
Affola...


Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi, Süleyman Seyyid, Fahri Kaptan, Halil Paşa, Hasan Rıza, Hoca Ali Rıza, Hüseyin Rıfat Çeteci, Bahriyeli İsmail Hakkı, Halife II. Abdülmecid, Osman Asaf, Ömer Adil, Üsküdarlı Cevat, Ahmet Bedri, Mehmet Muazzez Özduygu, Kadri Aytolon, Diyarbakırlı Tahsin, Hüsnü Tengüz, Şevket Dağ, Mehmet Ali Laga, Sami Yetik, Ali Sami Boyar, Mehmet Ruhi Arel, Nazmi Ziya Güran, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Ali Rıza Beyazıt, Fuat Soyhan, Refet Başokçu, Feyhaman Duran, Mihri Müşfik, Şerif Renkgörür, Hüseyin Avni Lifij, Müfide Kadri, Namık İsmail, Hayri Çizel, Vecihi Bereketoğlu, Melek Celal Sofu, Naci Kalmukoğlu, Cevat Erkul, Eşref Üren, Pertev Boyar, Elif Naci, İbrahim Safi, İhsan Cemal Karaburçak, Cemal Tollu, Şeref Akdik, Münif Fehim, Cevat Dereli, Hamit Görele, Saim Özeren, Zeki Kocamemi, Abidin Elderoğlu, Fahrelnisa Zeid, Fahrettin Arkunlar, Kemal Zeren, Malik Aksel, Selahattin Teoman, Refik Epikman, Ali Karsan, Fikret Mualla, Şefik Bursalı, Ahmet Uzelli, Ali Avni Çelebi, Edip Hakkı Köseoğlu, Mahmut Cûda, Ayetullah Sümer, Hale Asaf, Zeki Faik İzer, Arif Kaptan, Halil Dikmen, Nurullah Berk, Turgut Zaim, Ziya Keseroğlu, Zühtü Müridoğlu, Eren Eyüboğlu, Sabri Berkel, Bedia Güleryüz, İlhami Demirci, Salih Nuri Urallı, Ercüment Kalmuk, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cemal Bingöl, Abidin Dino, Hulusi Mercan, Ferruh Başağa, Cihat Burak, Nuri İyem, Selim Turan, Adnan Varınca, Şükriye Dikmen, Turgut Atalay, Avni Arbaş, Hasan Kavruk, Leyla Gamsız, Mustafa Esirkuş, Kayıhan Keskinok, Mehmet Pesen, Nejad Melih Devrim, Neşet Günal, Mübin Orhan, Nedim Günsür, Adnan Turani, Osman Zeki Oral, Şeref Bigalı, Cemil Eren, Fikret Otyam, Nevzat Akoral, Nuri Abaç, Orhan Peker, Hüseyin Yüce, Burhan Doğançay, Nihat Tandoğan, Ömer Uluç, Yaşar Yeniceli, Erol Akyavaş, Necdet Kalay, Duran Karaca, Fethi Arda, Burhan Uygur, Asım İşler, Cuma Ocaklı, Söbütay Özer, Zekai Ormancı.

Folkart Galerisi Sergi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipPfVEKT7plBmKvWhHnmmDY5oVnxAzuYiKeCRztrvM0fV4_rsGYZZ5ey7GXu2SGrfQ/photo/AF1QipOw9kaA82RQPRPCX7_2QDM_CXntqNnMAwXsT5YO?key=WUxyU0FnYnFVQVZDU1ZMWFlqSjZzM0pqbzRoYlpR&hl=tr
.

15 Nisan 2017 Cumartesi

VİCTOR VASARELY...



1995 senesinde.
Gitmiştim Macar ellerine.
Budapeşte'ye.
Ve Pecs kentlerine...

Pecs kenti.
Ünlüydü iki özelliğiyle.
Çok renkli antik seramikleriyle.
Ve bir de Victor Vasarely'siyle...

Gezmiştik Zsolnay Seramik'lerini.
Ama görememiştik.
Victor Vasarely Müzesi'ni.
Ya da onun eserlerini...

Asıl ismi.
Gyözö Vasarhelyi.
Sonraki ismi Victor Vasarely.
Doğumu 1906, Pecs şehri...

Gençliğinde.
Reklâm Sanatçısı olmuş önce.
Daha sonra tanınıyor Posterleriyle.
Ve sonra da Grafik eserleriyle...

1930 yılında.
Siyah ve Beyaz'la.
Yaptığı Zebra yapıtıyla.
Öncü oluyor Op-Art Sanatı'nda...

1965 senesinde.
New York kentinde.
Açtığı sergisiyle.
Op-Art kavramı gelmiş gündeme...

Optik-Art sanatının kurucusu.
Hatta bu sanatın büyük babası.
Türlü, çeşitli renklerle.
Ve geometrik şekillerle...

Yuvarlaklar, kareler.
Yamuklar, elipsler.
Üçgenler, dörtgenler, çokgenler.
İlla da renkler, renkler...

Mavinin, yeşilin en kuvvetlisi.
Sarının, beyazın en güzeli.
Grinin, bejin en renklisi.
Kırmızının en sadesi süslüyor eserlerini...

Bunları kullanmış her çeşit malzemeyle.
Ahşapla, plastikle.
Halıyla, çelikle, heykelle.
Ve de büyük bir estetikle...

Arkas Sanat Merkezi'ndeki.
Bu inanılmaz güzel Sergi.
9 Temmuz 2017 tarihine dek. 
İzmir'de gezilip, görülebilecek...


Victor Vasarely Sergisi Fotoğraflarım:
.